Advert
Advert

DR. AHMET DOĞAN’IN SİYASİ MESAJI

Bulgaristan topraklarında birleştirici vatanseverliğin demokratik koşullarda doğuşu benzersiz kültürel-tarihi ve siyasi fenomendir.

DR. AHMET DOĞAN’IN SİYASİ MESAJI
DR. AHMET DOĞAN’IN SİYASİ MESAJI Admin
Bu içerik 6609 kez okundu.

Bulgaristan topraklarında birleştirici vatanseverliğin demokratik koşullarda doğuşu benzersiz kültürel-tarihi ve siyasi fenomendir.

Özgürlük Havarisi Vasil Levski’nin anısı önünde saygıyla eğiliyorum, zira söylemek istediklerim Vasil Levski’nin müşterek maneviyatımızın toprağına ektiği tohumların filizleridir. 

Mevzubahis Birleştirici vatanseverlik ile  Avrupai ve bölgesel milliyetçilikler arasındaki fark, etnik ulusun başlıca hedef veya toplumdaki birleştirici süreçlerin belirleyici koşulu olarak yüceltilmiyor olmasıdır. Klasik ulusal devletler bu temel üzerinde ortaya çıkmıştır. 

Günümüzün mevcut siyasi çağında Bulgaristan’ın Birleştirici vatanseverliği ötekiliğin ve farklılığın bertaraf edilmesi veya etnik ulusun ve yekpare ulusal devletin “kasti testisi”nde birleştirilmesinden ziyade, ağırlıklı olarak Farklılığın beraberliği gerekliliğine dayanmaktadır. 

Ve bu siyasi süreçler bakımından harici ve dahili koşullar ve etkenler mevcuttur :    


Bizim de bir parçası olduğumuz harici dünya dinamik ve istikrarsızdır. Güçler sisteminin sahip olduğu geleneksel katmanlarda dünya çapında jeopolitik değişimler olduğuna şahit oluyoruz. Küresel siyasi çağın bu vaziyeti, güvensizlik ve tedirginlik hissini uyandırmaktadır. 

Dahili dünyamızdaki koşullar ve tahrik edici etkenler, kamu siyasi alanını beyhude yere partileştiren ve parselleştiren uzun süreli zorlu Geçiş dönemiyle ilgili geliştirilmiş sorunlarla alakalıdır. Ülkenin temel öncelikleri konusunda uzlaşmaya varılamaması ve elitlerin kaotik değişimi, düşük yaşam standardı, yoksulluk ve şaşkın popülizm ile yüksek sosyal bedel ödüyor olmamızın temel nedenlerinden birisidir. 

Toplumsal bilinç ile özbilincin gelişmesi, ve bilhassa ulusal özbilincin gelişmesi, ulusal çıkarların dinamiği üzerinde tasarlanmamıştı. Bulgaristan’ın geleceğine ilişkin vizyonun opsiyonu ufuk olarak NATO ile AB üyeliklerimizi kapsıyordu. Tabi, doğru olan strateji buydu ve bu strateji gerçekleştirildi.


Ancak saptanmış verimlilik konusundaki aşırı beklentiler Ulusal Özbilincin değerler temelini ve etkinlik gerekçelerini olumsuz etkiledi. 

“Ulusal Özbilinç” şeklindeki mefhumsal söz terkibi günlük kullanımda ülkenin seçkin zümresinin bir kısmı tarafından ağırlıklı olarak ticari siyasi amaçlar doğrultusunda kullanılan soyut kalıptan ibarettir. 

Bu çetrefilli konulandırmada mefhumsal-sınıfsal saha oldukça kaygandır. Bundan dolayı ben yurttaş bilincinin ve özbilincinin derin taşıyıcısının “çalışan” Ulusal Özbilinç olduğu anlayışından hareket ediyorum. Zira, Ulusal Özbilinç krizlerde ve ülke açısından kritik durumlarda Bütünün koruma mekanizması konumundadır. Başka bir ifadeyle, Ulusal Özbilinç yurttaş özbilincinin yaşamda ulusal çıkarlar bakımından nesneleştirilmesine ilişkin siyasi metodolojidir.

Bu nedenle, Ulusal Özbilinç matrisinin stratejik tasarımı toplum ve devlet bakımından neyin iyi ve neyin kötü olduğunu sadece günümüz açısından değil, tarihi perspektif açısından da karar vermeye ilişkin algılama, düşünme ve değerlendirme-seçme yeteneğini yönlendirmeyi amaçlamaktadır.  

Dünyanın ve bölgenin gelişimine ilişkin vizyon ve muhtelif jeopolitik hedeflerin Bulgaristan’ın ulusal çıkarlarının sürdürülebilir gelişimi bakımından çok çeşitli modellenmesini öngördüğü için, bu yaklaşım daha mürekkep ve emekyoğun bir yaklaşımdır. 

Son birkaç on yıl boyunca şu soruyu sıkça sormuşumdur kendime : Milliyetçilik yanlısı oluşumlar, “uyandırma”, “etkileme” ve birleştirici ulusal enerjiyi “Ulusal Özbilinç” formülüne “yönlendirme” olan en önemli araçlarına ilişkin titiz bir şekilde tanımlanmış kavrama neden sahip değiller ?!

Hatta geçiş döneminin ilk yıllarında, tüm Avrupa ülkelerinin ulusal özbilinç dokusunun fiilen bir parçası olan “ılımlı ve akıllı Bulgaristan milliyetçiliği” gerekliliği fikrini ileri sürmüştüm. Maalesef bu fikrim anlaşılmadı…Şimdi ise Kader kapıyı çalıyor…

Avrupai ve bölgesel milliyetçilikler Tarihin, yani geçmişin pik durumlarına dayanmaktadır ve arketipik yükseliş hafızasının veya tarihi çöküşten veya yıkılıştan kaynaklanan yaraların ilaveten pompalanması için kodlanmıştır. 

Biri de, diğeri de özellikle Balkanlar’da bölünmeye, karşı karşıya gelmeye ve tarihi intikam arayışına yol açmaktadır. 


Çeşitli siyasi partilerin seçim profillerinde müşahede ettiğim hususlar, hafifletilmiş ifadeyle : beni hayrete düşürüyor, rahatsız ediyor ve endişelendiriyor. 

AB içerisinde, geçmişte yakın veya daha uzak komşusuna ait olup “eski ….” olmayan, ayrı veya önemli bir alan bulunması oldukça zordur. Hele söz konusu Balkanlar ise …  

O zaman neden bahsediyoruz ? Birincinin hakkından mı bahsediyoruz, yoksa sonuncunun hakkından mı ? 

Yoksa siyasi afetlerden dolayı veya tarihi çağın kaprislerinden dolayı belirli toprakta geçici ikamet edenin hakkından mı bahsediyoruz ? Bu çarpık anlayışın “eskiden hükmedilen toprakların” yeniden kazanılması için öncü siyasi ilke haline gelmesi durumunda, dünya düzeni kesinlikle tamamen dağılmaya mahkümdür.

Bulgaristan devleti Asparuh Kağan ile kurulmuştur. Sonuncusunun hakkı ise AB üyesi modern Bulgaristan devletidir. Ben bu devletin vatandaşıyım ve seçimim kesindir, zira derin gerekçelere sahiptir. Ve devletime karşı “eski toprak” olarak yapılan her bir uyarı veya iddia benim ulusal özbilincimi ve geleceğe yönelik vizyonumu etkiler. 

Hiç kimse bu tür düşünme veya hareket etme tarzına sahip olmayı iddia edemez !!!

Böyle bir iddia güçlünün hakkı ise eğer, tarih bize sıralamanın sabit değer olmadığını öğretmiştir. Zira, kendi inkarını ağlama duvarının şahsında, ancak akabinde nedenin karşı hareketi olarak Beraberliğin şahsında da kendisi yaratmaktadır …

Somut vakada herkes anlamış olmalıdır ki, baskı, şantaj, zorlama ve tehditler neoosmanizmin yenilenmesini ve “demokratik” şekilde yasallaştırılmasını amaçlamaktadır.  Oyun, ya  her şey, ya hiçbir şey şeklindedir !!! Balkanlar’da ve Avrupa’da çatışma ve karşı karşıya gelme transferi yaşanırsa eğer benim için sürpriz olmayacak. Zira 16.04.2017’de komşu Türkiye’de Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin Saltanata dönüştürülmesi için halk oylaması yapılacaktır. Ahmaklık. Fakat gerçek …

Ve şimdi Biz – Hristiyanlar, Müslümanlar, ve tüm etnik gruplar, bizi gözetlemeye ve yönlendirmeye dair tarihi hakka sahip olduğunu tahayyül eden herkese tarihi bir ders verebilecek durumdayız.   
Her birimiz kendi deruni seçimini yaparak kendisini belirlemelidir. Her birimiz kendi tarihi arınmasını yaşamalıdır. Aksi halde “açık bacak duruşu” için çok yüksek varoluş bedeli ödenmektedir, hem de nesiller boyunca …

Birleştirici vatanseverliğin doğuşunun gücünü bunda görüyorum. Nadir bir fenomendir, zira ancak Bütünü tehdit eden ortak bir tehlike durumunda uyanmaktadır !   


Bölünmenin, karşı karşıya gelmenin ve nefretin yıkıcı enerjileri içimizde fırtına gibi esiyorsa eğer, yoksulluğu, düşük yaşam standardını ve karşılıklı güven hazırlığının eksikliğini yenemeyiz ! 

Aynı Toprağın evlatlarıyız, aynı Topraktan besleniyoruz, avunuyoruz ve yetişiyoruz. Birlikte özen göstermezsek aynı Toprak sorunlar yaratıyor bize. Toprağımıza güvenelim ! Nimetlerinden faydalandığımız Toprağımız hepimizden daha eski ve daha bilgedir. Ve Ulusal özbilincin zaman içerisindeki dayanıklılığı asıl bundan ibarettir. 

Zamanın içimizde olduğunun farkında olarak, Bizim de zamanın içinde olduğumuzu bütün dünyaya gösterelim !   

Sevgi ve endişe ile : 

Ahmet Doğan

 

 

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İsveç'te ayrımcılığa uğrayan Müslüman kadına tazminat
İsveç'te ayrımcılığa uğrayan Müslüman kadına tazminat
AKŞENER, BAHÇELİ'NİN ÖNERİSİNE CEVAP VERDİ
AKŞENER, BAHÇELİ'NİN ÖNERİSİNE CEVAP VERDİ