Advert
Advert

Alman Hana Arend Merkezi Bulgarlaştırma katillerini mahkemeye veriyor

Alman Hana Arend Merkezi, soya dönüş sürecindeki “Bulgarlaştırma uzmanları” emekli generaller Georgi TANEV ve Kostadin KOTSALİEV’i 10`dan fazla kişiyi öldürmeye teşvik ettikleri gerekçesiyle mahkemeye veriryor.

Alman Hana Arend Merkezi Bulgarlaştırma katillerini mahkemeye veriyor
Alman Hana Arend Merkezi Bulgarlaştırma katillerini mahkemeye veriyor Admin
Bu içerik 684 kez okundu.

Alman Hana Arend Merkezi, soya dönüş sürecindeki “Bulgarlaştırma uzmanları” emekli generaller Georgi TANEV ve Kostadin KOTSALİEV’i 10`dan fazla kişiyi öldürmeye teşvik ettikleri gerekçesiyle mahkemeye veriryor. Başkent Sofya’daki Bulgar Telegraf Ajansı Basın Merkezinde 22 Ocak 2016 tarihinde düzenlenen toplantı esnasında, Hana Arend Merkezi, Bulgaristan Başsavcısı TSATSAROV’un talebi üzerine komünist döneminde işlenen suçlarda zaman aşımının kaldırılmasına dair Ceza Kanunu’nda yapılacak değişikler hakkında görüşünü açıkladi. Hana Arend Merkezi temsilci Vasil KADRİNOV, 2014 yılının Sonbaharı'nda Ceza Kanunun'nda değişiklikler yapılması ve komünist döneminde işnenen suçlarda zaman aşımının kaldırılması taslağının, Korman İSMAİLOV, Tsveta KARAYANCHEVA, Metodi ANDREEV, Djema GROZDANOVA, Dimitar GLAVCHEV, Altimir ADAMOV,  Petar SLAVOV, Boris STANİMİROV, Vili İLKOV, Nikola HADJİYSKİ, Georgi  GEORGİEV, Martin DİMİTROV, Nayden ZELENOGORSKİ tarafından,  Bulgar Halk Meclisi onayına sunularak mutlak bir çoğunlukla kabul edildi, ancak 22 Aralık 2015 tarihinde Bulgaristan Başsavcısı TSATSAROV Anayasa hakkından yararlanarak ve Anayasa Mahkemesine başvurarak, ülkedeki yabancı düşmalığı teşvik edebileceği gerekçesiyle değişiklerin iptal edilmesini talep etti. Bizler bu talebi hiç bir gerekçelere dayanmadığından dolayı reddediyoruz, çünkü insanlığa karşı işlenen  suç için sözkonusu oluyor, bu tür suçlar için zaman aşımı olamaz, bu küstah nitelikli iddia uluslararası huhuka tamamiyle aykırıdır, diye belirtti. Hana Arend Merkezi temsilcisi, SATSAROV'tan Bulgaristan'da yürürlükte olan Ceza Kanunu'nu uygulamasını, en kısa zamanda generalleri arayıp bulmasını ve kendilerinden cezai sorumluluk aranmasını ısrar ediyoruz, biz burada masal anlatmıyoruz, somut delil ve kanıtlar sunuyoruz, dedi. Sözkonusu sivil örgütüne göre, Bulgaristam’daki komünist dikta rejimi, mahkemesiz katledilen binlerce kişinin ölümleri için sorumludur. Bu suçlular arasında Bulgar Komünist Partisi’nin eski Kırcaali sektereti Georgi TANEV de bulunmaktadır. Şahsen komünist diktatör JİVKOV tarafından TANEV’e Kırcaali yöresinde oturan Türklerin ismlerini 20 gün içinde değiştirmesi için övgüler yağdırmıştır. Parti sekreterleri, milislerden ve Belediye Başkanlarından oluşan troyka ekipleri, mahkemeye başvurmaksızın isim değiştirmesine tepki gösterenleri Belene toplama kampına tıkmıştır. TANEV, Türk eylemcilerinin öldürülmeye devam edildiği  Mayıs  1989’da Bulgaristan İçişleri Bakanı görevine atanır, 1989’da sınırı aşarak ülkeden kaçma denemesi sırasında Almanya Demokratik Cumhuriyeti vatandaşı Michael VEBER öldürülür. General TANEV, bütün bölgelerde asayişin sağlanması ve her kitlesel biçimdeki her türlü eylemlerin bastırılması yönünde bir gizli emirnameyi imzalarar. 19-27 Mayıs 1989 tarihleri arasında Bulgaristan’ın Kuzeydoğu bölgesinde yaşayan Türkler insan hakları ve isimlerinin iadesi için açlık grevleri, yürüyüşler, eylemler ve mitingler düzenlerler.  Hana Arend Merkezine göre, gösterilere 25 - 30 bin kişi katılır ve burada en başta 1989  yılının Mayıs ayı sonlarında Paris’te Helzinki Sözleşmesini imzalayan  35 ülkenin ve dünya kamuoyununun dikkatini insan hakları üzerine odaklamaktır. Barış yürüyüşleri esnasında şehit düşen 10 kişinin isimleri de belirtilmiştir. TANEV, göstericileri öldürdüklerinden dolayı askerlere  ve komutanlara derin şükran duygularını ifade etmiştir. Kostadin KOTSAREV, 28 Ocak 1985 tarihindeki Bulgarlaştırma Süreci esnasında o dönemin İçişleri Bakanı Dimitar STOYANOV’a sunduğu raporda, Belene toplama kampında 1500 kişinin barınabileceğini, anılan tarihe kadar 319 kişinin yakalandığını kaydediyor. Bulgaristan hükümeti tarafından 2002 yılında onaylanan, Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma statüsü’nün 7. Maddesine göre,  sözkonusu cinayetler, sivil vatandaşlara karşı bilinçli bir saldırının ve insanlığa karşı işlenen bir cinayetin geniş ve sistematik parçasıdır. Georgi TANEV, Ceza Kanunu’nun 116. Maddesi’nin 4. Hükmüne göre, 1 kişiden fazla, yani  10 kişiyi öldürmeyi teşvik etme gerekçesiyle, Kostadin KOTSALİEV ise 1983-1989 dönemindeki Genel Soruşturma Dairesi Müdürü ve Devlet Güvenlik Dairesi kadrolu ajanı olarak, sistematik bir biçimde Bulgaristan ve yabancı uyruklu vatandaşlara karşı işlediği cinayet nedeniyle yargılanacak. KADRİNOV, Bulgaristan'daki komünist rejim Bulgaristan Halk Meclisi tarafından kanun ile kınandı, ancak şu ana kadar bu rejimin işledği suç ve cinayetler için hesap sorulmadı, oysa uluslararası hukuk kurallarına, Anayasaya ve o dönemdeki rejim esnasında yürürlükte olan Ceza Kanunu'na göre hayatta olan elemanlardan cezai sorumluluk aramak için bütün gerekçeletr ortadadır, bunların bir kısmı Bulgar Komünist Partisi mensuplarıdır, diğer kısmı ise işkence uygulayan devletin üst kademelerinde görev alan Devlet Güvenlik Servisi ve Halk Milisi şefleri ve komutanlarıdır, dedi. Vasil KADRİNOV, Eski Doğu Blokü ülkelerindeki komünist rejimlerden hesap soruldu ve bunların çoğu yargıladı, sadece bizim ülkemizde hiç bir hesap sorulmaması, işkence gören görgü tanıkları ve olaylara tanıklık eden nesiller bunları unutsun ve yaşamlarını yitirsin diye elden gelen her şey yapılıyor, bahsettiğimiz "yoldaşlar" veya onların mirasçıları medya, şirket ve siyasi partiler aracılığı ile ülkedeki siyasi ve okonomik iktidarı tekrar ele geçirmek istiyorlar, ancak Bizler Hana Arend Merkezi olarak buna asla izin vermeyeceğiz. Avrupa Parlamentosunu da bu konuda haberdar ettik, bu iki generali rahat bırakmayacağız ve daha bu yılın Nisan ayında Avrupa Parlamentosu Milletvekilleri, Pablo de GRAVE ve çok sayıdaki görgü tanığı katılımıyla daha görkemli uluslararası bir toplantı düzenleyeceğiz, ayrıca daha fazla delil ve kanıt toplayacağız. İşte bundan dolayı tutumuzu belirten bildiriyi hazır hale getirdik ve ilgili deklarasyonu Hana Arend Merkezi adına daha bugün Anayasa Mahkemesi nezdine sunacağız, dedi. Sözkonusu bildiri şu ana kadar, Eski siyasi tutuklu Georgi KONSTANTİNOV, Bosiya kakaplı Nikolay KOLEV, Bulgar Helzinki Komitesi Eski Başkanı Yulyana METODİEVA, Özgür söz uğruna Ana POLTİKOVSKAYA Cemiyeti, Bulgaristan'daki İnsan Hakları Demokratik Hareketi Başkanı Sabri İSKENDER, Bağımsız İnsan Haklarını Koruma Komitesi sekreteri Ognan TSEKOV, Türkiye'deki Bulgaristan'lı Göçmen Dernekleri, ayrıca Şenol AHMEDOV başkanlığındaki Hezargrat'tan Oğuz Derneği, Menderes KUNGÜN liderliğindeki Birleşik Türk Hareketi, Ayla OSMANOVA başkanlığındaki Eski Zağra'dan Avro-Türk Oluşumu, Osman BÜLBÜL liderliğindeki Kazanlık'tan Milliyet  Cemiyeti ve Kırcaali'den Aliş SEYİT başkanlığındaki Oğuz Derneği,  olmak üzere Bulgaristan'li 5 Türk Cemiyeti tarafından desteklenmiş ve onaylanmıştır ve Nisan ayına kadar diğer sivil kuruluş temsilcileri ve ayrı, ayrı kişler tarafından da destek beklenmektedir. Bahsettiğmiz Bulgaristan'lı 5 Türk Cemiyeti 22 Ocak 2016 tarihinde bizim toplantımıza paralel olarak Deliormanı'ın Hezargrat şehrinde ortak basın toplantısı düzenlediler, dedi. Başkent Sofya'daki BTA Basın Merkezinde düzenlenen basın toplantısına katılan Bulgaristan'daki İnsan Hakları Demokratik Hareketi Başkanı Sabri İSKENDER, ilkbaşta Hana Arend Merkezine  şükran duygularımı belirtiyorum, Bulgaristan'da böylesi bir toplantı 26 yıldan sonra ilk kez yapılıyor, ancak hiç bir zaman yapılmamaktansa geç yapılması daha iyidir, Romanya'daki demokrasi kanlı bir şekilde geldi, bunun Bulgaristan'da da aynı şekilde yapılmasını istemiyorum, ancak bu kişilerin mahkeme yoluyla cezalandırılmasını istiyorum, şu ana kadar Bulgasraistan'da bu hususta hiç kimse cezalandırılmamıştır. Savcılık, hayatta olanları yargılamalıdır, hayatta olmyanlardan ise gıyabi hesap sormalıdır, diye belirtti. Bağımsız Insan Haklarını Koruma Komitesi Sekreteri Ognan TZEKOV, Papa 2. Jan POUL'ün sözleriyle başlamak istiyorum ve herhese "korkmayın" çağrısını yöneltiyorum. ben Sofya sokaklarında dolaşırken yakalandım ve 18 gün boyunca nerede bulunduğuma dair ailem haberdar değildi, komünist rejimi militanları çoktan cezaldırılmalıydı ve Bulgaristan'daki adalet yerini bulmalıydı, Parlamentomuz bu oligarşi tarafından yönetiliyor, Başsavcımız, suç işliyor, komünist rejimi tarafından işlenen korkunç cinayetleri haklı çıkarıyor, buradan resmen biz istifasını istiyoruz, bu ulusal ve uluslararası çapda bir gaftır, şeklinde sert konuştu. Üyelerinin çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu HŞHP Korman İSMAİLOV, gerçekten bu güne kadar ülkemiz birçok şeyi katetti, AB bayrakları ile her yerler süslü, ancak bu sadece dış görüntü ve vitrindir. Bulgaristan'da her şey suya düştü, 45 yıldır oradaydık, 25 yıldır ise bir şeyler yapmak istiyouz, ancak her şeyi sonuçlandırmak için en az daha 20 yıl gerekecek, dedi. Bultürk Başkanı Rafet ULUTÜRK de, ben bu bildirinin Bulgaristan Parlamentosu'nda onaylanmasında katkısı olan GERB, HÖH ve Reformcu oluşuma teşekkürlerimi sunarım. Biz 1944-1989 dönemdeki çekilenleri afedemeyiz ve unutamayız. Bunlar sadece Türkler değildi, ilkin Belene'ye Bulgarlar tıkıldı ve kendileri yiyecek için hayvanlara atıldı. Komünistler sahnede yer aldıkça ve cezalandırılmadıkça Bulgaristan'da korku hüküm sürmeye devam edecektir, dedi. Güçlü Bulgaristan Demokratları milletvekili Boris STANİMİROV ise, komünist rejimi esnasında işlenen suçların ders kitaplarında yer almasına dair Parlamento'ya bir taslak sundum, ancak oylama esnasında destek bulamadım ve bu bende büyük şaşkınlık yarattı, bu cinayetler toplumumuz için büyük travmadır, aslında Bulgar Komünist partisi militanlarının katliamları, 1925 yılında başkent Sofya'daki St. Nedelya kilisesine düzenledikleri süikastle başlıyor, 9 eylül 1944 yılından sonra ise mahkemesiz yargılanan on binlerce kişinin katledilmesiyle devam ediyor, ardından Çekoslovakya ve Macaristan Olayları esnasında uygulanan siyasi takibat ve baskı politikası mevcut, Bulgaristan'lı Türklere karşı ugulanan ınsanlık dışı zülüm politikası ile son buluyor. Tüm bu işlennen cinayetler kınanmalıdır, genç nesiller bunları bilmelidir. Bu bizim kendilerine yönelik boyun borcumuzdur. İktidardaki GERB Partisi milletvekili Metodi ANDREEV, bu değişikler komünist rejimi madurları tarafından sabırsızlıkla bekleniyordu, 1989 yılında 9 milyonluk Bulgaristanda sadece 1 milyonu Bulgaristan Komünist Partisi üyesiydi, komümist dikta rejimleri tarafından insan hakları kabaca çiğnendi, Romanya'da komünist döneminde işlenen suçlarda zaman aşımının ortadan kaldırıldılmasını isteyen Başsavcı yoktur, arşivler konuşuyor, yeter ki şimdiki mahkeme azalarının vijdanı da canlandırlsın, çünkü vijdan olmadan ve suçlular cezalandırılmadan çağdaş Bulgaristan olamaz, buradan bütün herkese ve bihassa komünist rejimi mağdurlarına bidirimize katılıp, bu konudaki şikayetlerini yazıp, Anayasal Mehkeme'ye ve Başsavcı'ya göndermeleri  çağrısını yöneltiyorum, dedi. 1984/1985 dönemindeki zorla isim değiştirme kampanyası esnasında şehit düşen Nazife HASAN, Şakir ŞAKİR, Mehmet LOM, Ahmet BURUK, Mehmet SARAH, Hasan ARNAVUT, Mehmet EMİN, Bilan HACİEV, Mehmet KAROV, Sezgin KARAÖMER'in isimleri de bildiride yer almaktadır. /Kaynak-TürkuazBG/

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İsveç'te ayrımcılığa uğrayan Müslüman kadına tazminat
İsveç'te ayrımcılığa uğrayan Müslüman kadına tazminat
AKŞENER, BAHÇELİ'NİN ÖNERİSİNE CEVAP VERDİ
AKŞENER, BAHÇELİ'NİN ÖNERİSİNE CEVAP VERDİ