Advert
Advert

Başkanlık mı padişahlık mı?

AKP ile geçen 13 yılda istismar edilmeyen, ayaklar altına alınmayan, yıkılmayan hiçbir değer kalmamıştır, ama bunu yeterli görmüyorlar. Özellikle üçüncü dönemde ülkenin varlığı ve birliği ağır yaralar alsa da kesin sonuç hesapları tutmamıştır. Daha hızlı ve kestirmeden sonuca gidebilmek için kafalarında başka bir düzen var. Başkanlık sistemi dedikleri şey tam olarak budur. Her şeyi tek adamın yetkisinde toplayıp son darbeyi indirecekler.

Başkanlık mı padişahlık mı?
Başkanlık mı padişahlık mı?
Bu içerik 838 kez okundu.

AKP ile geçen 13 yılda istismar edilmeyen, ayaklar altına alınmayan, yıkılmayan hiçbir değer kalmamıştır, ama bunu yeterli görmüyorlar. Özellikle üçüncü dönemde ülkenin varlığı ve birliği ağır yaralar alsa da kesin sonuç hesapları tutmamıştır. Daha hızlı ve kestirmeden sonuca gidebilmek için kafalarında başka bir düzen var. Başkanlık sistemi dedikleri şey tam olarak budur. Her şeyi tek adamın yetkisinde toplayıp son darbeyi indirecekler.

                                            

 TÜRK USULÜ !

Son seçimlerde AKP'nin Anayasa değişikliğini referanduma götürebilmek için gerekli olan 330 sayısının altında kalmasının önemine dikkat çekmiş ve bunun ülkeyi büyük yıkımlardan kurtardığını yazmıştık. AKP'nin 330 ve üzerinde milletvekili bulunsaydı Türkiye başkanlık sistemini konuşmakla kalmazdı. Çok büyük ihtimalle şu anda bu düzenlemeyi hayata geçirecek bir referandumu ya yapmış olurduk. Nitekim, böyle bir çoğunlukları olmamasına rağmen meclise bir tasarı getirdiler ve son sınırına kadar zorladılar. Nedir bu başkanlık sistemi? Başka hiçbir ölçü olmasa dahi sayın Cumhurbaşkanının "Türk usulü başkanlık" hayali her şeyi anlamaya yeterlidir. Bu usulün ne olduğunu, ne hedeflendiğini meclise sundukları teklif ve 13 yıllık uygulamalar ele veriyor.

                                

DÜNYADAKİ ÖRNEKLER VE BİZDEKİ DURUM

        Başkanlık sisteminde başkanın yetkileri bellidir. ABD'deki düzende kuvvetler ayrılığı kesin ve keskin çizgilerle belirlenmiştir. Fransa'da benzer bir durum vardır. Ancak sözde parlamenter sistem olmasına rağmen Türkiye'de yürütme de, yasama da ve ne yazık ki yargı da Erdoğan'ın iki dudağı arasındadır. Dünyanın hiçbir yerinde eşi ve örneği görülmemiş başkanlık sistemi bizde fiili olarak zaten mevcuttur.

Cumhurbaşkanın kim olacağına, görev süresine, Meclis Başkanından komisyon başkanlarına, Genelkurmay Başkanından Kuvvet Komutanlarına, Yüksek Yargı ve özerk kurumların başkanlarından sivil toplum örgütü yapılanmalarına, müsteşar, genel müdür ve hatta spor federasyonu başkanlarına kadar kimin nereye geleceğine, orada ne kadar kalacağına karar veren tek otorite Erdoğan'dır. Her hangi bir aksaklık olmasın diye, bürokraside göreve getirilenlerin kararnamesiyle birlikte kendi el yazısıyla istifa dilekçesini de peşinen almak gibi, insan onurunu da hiçe sayan bir uygulama yaptıklarını dahi ibretle izledik. Hatta bazen muhalefet partilerine genel başkan ve milletvekili seçmeye yeltenecek kadar işi ileri götürdüğüne ibretle şahit olduk.

                             

PADİŞAHLARI BÖYLE YETKİSİ YOKTU

        AKP tarafından TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na sunulan başkanlık sistemi teklif orta yerde duruyor. Vicdan ve insaf sahibi her vatandaş açıp okuyabilir. AKP'nin projelendirdiği bu modelde, başkana genel siyasetin yürütülmesinde ihtiyaç duyduğu konularla ilgili başkanlık kararnamesi çıkarma yetkisi verilmektedir ki, bu da çok ciddi sorunlara yol açabilecektir. Mesela ABD başkanlarına, Kongre'yi anlamsız ve fonksiyonsuz kılacak kararname çıkarma yetkisi verilmemiştir. Bunun tek istinası ise Latin Amerika ülkelerindeki yönetim modelleridir. AKP'nin başkanlık sistemi düşüncesinde, başkan büyükelçileri, yüksek mahkeme üyelerini atama yetkisine TBMM'ne takılmadan sahip olacaktır.

Başkanın parlamentoyu hiçbir gerekçe yokken feshetmesi söz konusudur. AKP'nin başkanlık sisteminden maksadı demokrasi veya yönetimde etkinlik ve verimlik değildir. Buradaki gizli niyet ve amaç yönetim modeli adı altında rejim değişikliğidir. Meşruti monarşinin tekrar kurulmasıdır. Bunun neresi başkanlık sistemi? Bunun neresinde kuvvetler ayrılığı var? Bunun neresi demokrasiye, hukuka ve vicdana uyuyor? Türk usulünden eğer Osmanlı düzeni kast ediliyorsa, padişahların bile bu kadar imkanı ve yetkisi yoktu. Yani bu beklenti Türk usulüne de uymuyor. Bu düpedüz Arap Sultanlarının düzenidir ki, bunun adına başka şey deniliyor.

                                    

 KENDİ PARTİLİLERİNE DE HAKSIZLIK

Türk milletinin sanki Erdoğan'dan başka şansı ve seçeneği yokmuş gibi akıl ve vicdan sınırlarını çok zorlayan bir dayatma yapılmaktadır. Oysa ülkenin hali tam tersini söylüyor. Erdoğan'ın önce başbakan, sonra da Cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte Türkiye, tarihin en zor ve sıkıntılı dönemini yaşamak zorunda kalmış, içeride ve dışarıda büyük yıkıma uğramış ve ne yazık ki üçüncü sınıf bir Ortadoğu ülkesi durumuna gerilemiştir. Milletvekili ve diğer partililer için 3 dönem sınırlaması getirilirken, sayın Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı ile de yetinmeyip çok daha güçlü, çok daha sınırsız bir yetki arayışı, her şeyden önce kendi partililerine bir haksızlık ve adaletsizliktir.

                                                

MÜFLİS TÜCCAR

 Bu çelişkiler, tutarsızlıklar orta yerde dururken, bir de müflis tüccarın eski defterleri karıştırması misali, daha önce de gündeme getirdikleri, ama anında aldıkları cevaplarla geri püskürtüldükleri, "Dokuz Işık'da başkanlık sistemi var" ezberini ekliyorlar ve Rahmetli Türkeş'i malzeme yapmaya uğraşıyorlar. Güya bu yolla MHP'yi etkileyecek, tabandan bir baskı oluşturulmasını sağlayacaklar.Rahmetli Türkeş'e müracaat edilmesi kendileri adına çok olumlu ve faydalı olsa da, oradan kendi emellerine, özel hesaplarına cevaz verecek bir argüman çıkmaz. 

 

Dokuz Işık'da başkanlık sisteminden bahsedildiği doğrudur. Ancak bu, zamanın şartları içinde ortaya atılmış bir tekliftir ve daha sonra üzerinde durulmamıştır. Siyasi istikrarsızlığın ağır sonuçlar verdiği, darbe ve müdahalelerin sıradanlaştığı bir dönemde, bir alternatif olarak ortaya konulmuş, şartların değişmesiyle birlikte de vazgeçilmiştir. Nitekim rahmetli Alpaslan Türkeş'in daha sonraki konuşmalarında da, yazılarında da başkanlık sistemiyle ilgili tek bir kelime dahi yoktur. Tam tersine güçlü ve etkili bir parlamenter sistemin demokrasiye ve hukuka çok daha uygun olduğunun ısrarla altı çizilmiştir. Eğer bir çelişki aranıyorsa, sayın Erdoğan'ın siciline bakılmalı, "Başkanlık sisteminin ortaya çıkışı bir özentinin sonucu ya da Amerikan emperyalizminin bize bir tavsiyedir." Noktasından, bugünlere nasıl gelindiğinin makul ve mantıklı bir izahı yapılmalıdır.

http://www.ortadogugazetesi.net/

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İsveç'te ayrımcılığa uğrayan Müslüman kadına tazminat
İsveç'te ayrımcılığa uğrayan Müslüman kadına tazminat
AKŞENER, BAHÇELİ'NİN ÖNERİSİNE CEVAP VERDİ
AKŞENER, BAHÇELİ'NİN ÖNERİSİNE CEVAP VERDİ