Advert
Advert

TARİHİ SADECE GEÇMİŞ ZAMAN OLARAK DEĞİL, GERÇEK ZAMANLI OLARAK DA OKUYALIM

Yetmiş yıl önce 27 Ocak 1945 yılı Soviyet Ordusu askerleri Auşvis (Osvensim) korkunç toplama kampından hayatta kalanları kurtardı. Bu olay milliyetçi-toplumculuğun ve faşizme karşı yapılan büyük savaşın son yılında, ortak dava konusunda SSCB, ABD ve Büyük Britanya gibi ülkeleri bir araya getirerek gerçekleştirilmiştir. 19 yıl önce Almanya Devlet Başkanı Roman Herzog’un sözleri kâhince geliyor kulağa, 3 Ocak 1996 tarihinde 27 Ocak gününün Yahudi Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü ilan edildiğinde. Dönemin Devlet Başkanı Herzog yayınladığı ilanında şunları söylüyor:

TARİHİ SADECE GEÇMİŞ ZAMAN OLARAK DEĞİL, GERÇEK ZAMANLI OLARAK DA OKUYALIM
TARİHİ SADECE GEÇMİŞ ZAMAN OLARAK DEĞİL, GERÇEK ZAMANLI OLARAK DA OKUYALIM
Bu içerik 870 kez okundu.
Hak ve Özgürlükler Hareketi Genel Başkanı Lütvi Mestan’ın
27 Ocak Yahudi Soykırımı Anma Gününe ilişkin açıklaması


 

TARİHİ SADECE GEÇMİŞ ZAMAN OLARAK DEĞİL, GERÇEK ZAMANLI OLARAK DA OKUYALIM

 

      Yetmiş yıl önce 27 Ocak 1945 yılı Soviyet Ordusu askerleri Auşvis (Osvensim) korkunç toplama kampından hayatta kalanları kurtardı. Bu olay milliyetçi-toplumculuğun ve faşizme karşı yapılan büyük savaşın son yılında, ortak dava konusunda SSCB, ABD ve Büyük Britanya gibi ülkeleri bir araya getirerek gerçekleştirilmiştir.  19 yıl önce Almanya Devlet Başkanı Roman Herzog’un sözleri kâhince geliyor kulağa, 3 Ocak 1996 tarihinde 27 Ocak gününün Yahudi Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü ilan edildiğinde.  Dönemin Devlet Başkanı Herzog yayınladığı ilanında şunları söylüyor:

 

        “Anılar ölmemeli. Gelecekteki nesillere bile bu büyük trajediyi hatırlatması gerekir. Bu hatıra acı ve kayıptan doğan üzüntüyü ifade etmeli, kurbanların anısına adanmalı ve her türlü tekrarlama riski önlenmelidir.

 

       1 Kasım 2005 yılından itibaren Birleşmiş Milletler Genel Kurul Kararıyla 27 Ocak Uluslararası Yahudi Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü olarak ilan edildi. Böylelikle bu günde dünya Nazi kıyımının milyonlarca kurbanının anısını canlandırmaktadır. Toplama kamplarında yaşamlarını kaybeden 6 milyon Yahudi ve milyonlarca Roman ve daha birçok baş eğemez Ari ırkı olmayan halklar aslında farklı olanların görüntüsünü temsil eder, diğerlerini ki onların bu farklılığı bütüncül Nazi ülküsü tarafından düşman görüntüsünü oluşturmak için kullanılmıştır.  Bu düşman ki ne pahasına olursa olsun aşağılanmalı, itilmeli, bastırılmalı ve nihayetinde yok edilmeli. Milyonları bulan bu kurbanların sayısı Büyük Savaşın sıradan bir sonucu ve trajedinin devamı değiller. Onlar, savaş kurbanları olmadan evvel nefretin ve kinin kurbanları olmuş. Her halde insanoğlu daha birçok kez kendi tarihinden elde edeceği yeni derslere şaşıracaktır.  Baskıların sonucu olarak Osvensim’deki trajedi 70 yıl önce son mahkûmların bırakılmasıyla sona erdi.

 

      Ancak ihmalin, alay etmenin, nefretin ve diğerinin görüntüsüne ve farklılıklarına karşı güdülen mücadele,  yabancı düşmanlığı ve ırkçılık patlamaları şeklinde devam edebilir ve Avrupa Birliğine üye ülkelerini dahi teğet geçmeyeceği dersi, bugün çok daha güçlüdür.  Trajik bir üzüntüyle bu örnekleri Bulgaristan’da da görüyoruz ki burada, resmi olarak günümüz iktidarının ortakları olan siyasi güçler liderlerinin Nazi ülküsü aracı bir generalin –Lukov övgü yürüyüşünde yer alıyorlar.  Roman karşıtı ruh karışıklığı kınanması yerine beğenilme oranını arttırdığı gerçeği, kendini beğenilmişliğin, hassasiyeti yenme riskini sergiliyor ve bir zamanlar yasallaştırılmış şiddet bugünün ilgisizliğine ve uymacılığına yol vermiş olur.    

 

     Öğrenmek zorunda kalacağımız olgulardan biri, demokratik değerlerin sürdürebilirliği ve bir tarihsel bağlamdan diğerine geçişidir. Uzak geçmişte kalan 1945 yılında Osvensim özgür bırakıldı ve birkaç ay sonra da ikinci Dünya Savaşı sona erdi.  Hitlerciliğin ve milliyetçi-toplumculuğun yok edilmesiyle insanlık yabancı düşmanlığı ve diğerlerine karşı olan nefreti yok edememiştir. Nazi düşüncesine kınamak ile çağdaş yabancı düşmanlığını kınamak aynı demokratik temele ve değerlere sahiptir.  70 yıl önce yaşanan şiddetin hatırası ölmemelidir. Sadece bunu yaparak yeni bir şiddetin görünmesini önleyebiliriz. Büyük Vatanseverlik Savaşı şiirleriyle tanınan Olga Bergolts adından bir şair vardır. “Hiç kimse unutulmadı ve hiçbir şey unutulmayacak”, sözleri ona aittir. Geçmişten ders çıkaralım ve demokrasiyi öğrenelim ki koruyup geleceğe taşıyalım.

 

     Tarihi sadece geçmiş zaman olarak değil, gerçek zamanlı okuyabilmek için Aleksandır ve Margarete Miçerlih’in “Yas Tutma Yeteneksizliği”  kitabı sayfalarını açmak iyi olacaktır.


Yahudi Soykırımı kurbanlarının ruhları sükûna ersin!

Dps.Bg

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İsveç'te ayrımcılığa uğrayan Müslüman kadına tazminat
İsveç'te ayrımcılığa uğrayan Müslüman kadına tazminat
AKŞENER, BAHÇELİ'NİN ÖNERİSİNE CEVAP VERDİ
AKŞENER, BAHÇELİ'NİN ÖNERİSİNE CEVAP VERDİ